22 Kasım 2013 Cuma

Sade ve şık




Dikkat ettiyseniz blogumun tasarımını değiştirdim. Eskisi de güzeldi tamam ama bu daha sade ve hoş bana göre. Blogger orjinal teması. Üstteki resmi ben yaptımm asıl onu sormak için yazıyorum bu yazıyı.. Beğendiniz miii? Şimdi sorabilirsiniz Sadri Alışık ne alaka diye? Bence çok alaka. Çok sevdiğim bi sanatçıdır kendisi. Oynadığı filmleri falan çok severim. Kendime Sadri Alışık'ı ve oynadığı karakterleri örnek alıyorum. İdolüm diyebilirim. Yüzü ,mimikleri ,selamı ,filmleri her şeyi çok hoşuma gidiyor.
Bi de resmin üstüne beni özetleyen ve en iyi anlatan sözü yazdım; Galiba ben gazeteciliğe aşık olmuşum.
Valla yeni tasarım gördüğünüz gibi sadece  bunlardan ibaret. Daha fazla yazacak bişey gelmiyo aklıma. uykum da geldi. hadi iyi geceler sizee

21 Kasım 2013 Perşembe

Yazdıklarımı paylaşmalı mıyım?



Hikayeler yazdığımı zaten söylemiştim. Dün ise bilmediğim bir yönüm daha ortaya çıktı :ŞAİRLİK. Dün anneme üzülmüştüm. Kadın hasta. öksürükten ,ağrıdan uyuyamıyor ama kalkıp doktora gitmiyor. Sabah okula gitmek için uyandım. Annemde uyandı. Kahvaltımı falan hazırladı sonra çok halsizdi gitti yattı. Bende yanına gittim. Ateşi vardı annemin. Öptüm onu ve aşağı indim. Servis beklerken gözüm bizim balkona takıldı. Bugüne kadar annem hep o balkonda beklemişti. Servise binene kadar annem balkonda beklerdi. Soğuk falan demezdi. Gir desem bile girmezdi. Komik hareketler yapar beni güldürürdü ,eğlendirirdi. her gün yapardı bunları. dün hiç çıkamadı bile balkona. o kadar hastaydı. O balkona bakıpta kimseyi göremeyince nasıl üzüldüm anlatamam. Ağlamaya başladım. Serviste de ağladım ,okulda da ağladım. Annemin iyileşmesi  için dualar ettim. Allah'ım sen bana annemden önce ölmeyi nasib eyle diye dua edip durdum gün boyu. Tamam bazen beni sinir ediyor. Bugünde sinir etti. Hemde defalarca. Ama olsun. Br tek annem olsun da ne olursa olsun. Allah'ım sen kimseyi annesiz bırakma ,sen bana annemin acısını yaşatma Allah'ım.. Amin...

Kim bu bebe?



Geçen hafta yine sabahın 7 sinde soğukta uyuz sokak köpeği gibi titreye titreye oturuyor ve titrememin geçmesini bekliyodum. Neyseki kalorifer(kaloyifer diye biliyodum otomatik düzeltildi ,bunu da öğrenmiş oldum) kenarına oturmuştum. Çabuk geçti titremem. O gün matematik sınavımız vardı. Açtım ona çalışıyodum. Bebenin biri(erkek) geldi karşıma oturdu. Ben ona dik dik baktım o güldü. Gülünce döndüm önümü çalışmaya devam ettim. Dedim belli ki yer yok geldi buraya oturdu. İt gibi de titriyo. Isınsın. Hem bana ne zararı var ki?
İşte ben bu bebeyle otururken benim sabah arkadaşlarım geldi. Aynı sınıfta olduğum iki kişi. Onlarda servisle geldikleri için erken geliyolar. Birlikte otururuz hep. O yüzden onlara sabah arkadaşlarım diyorum. Biri kız biri erkek. Tabi isimlerini söylemiycem. En iyisi isim takıyım ben bunlara. Erkek olan hakim olsun. Hakim olmak istiyo çocuk. Kız olana da azula diyim. Kız aynı avatardaki azulaya  benziyo yeminle. okuldada azula diyoruz ona kendi aramızda.

Niye yazmadım?



En son 8 kasımda girip bişeyler yazmışım sonra susmuşum. ben susmuşum. ben.    ben ve susmak düşünebiliyomusunuz? aslında beni tanıyan hep suskun biri olduğumu bilir ama internette asla susmazdım. ''niye sustun? niye kaç gündür bişey yazmıyosun?'' diyecek olursanız hemen söyleyim; OKUL.
Lan şu lise ne zormuş! Bu okul yüzünden bende sosyal hayattı eğlenceydi arkadaştı falan hiçbişey kalmamış. Okul ,hayatımı bi tempoya soktu ama ne tempo sormayın. bakın yazıyım valla;
05.30 => Uyanıyorum servis gelene kadar üstümü giyiniyorum ,yemek yiyorum ,saçımı başımı yapıp dışarı çıkıyorum
06.20 => Servis bekliyorum
07.00 => Okula gelip it gibi titreye titreye kapının açılmasını bekliyorum
08.00-15.00 => Okul hayatı (dersler ,tenefüsler)
16.00 => Eve geliyorum üstümü falan değiştiriyorum yemeğimi yiyorum
16.45 => Uyuyorum
18.45 => Öküz ,aptal ,mal ,hayvan kardeşim geliyo başımda bilgisayar oynamaya başlıyo uyatıyo beni pislik.
(Lan bu bebe nasıl yapıyo anlamıyorum ama beni uyatıyo. Geçenlerde bizim odadaki çalışma masasının yerine yeni bi masa aldık. Ben uyurken bizimkiler odanın kapısını sökmüşler dolabı içeri sokmuşlar diğer dolabı parçalara ayırıp çıkarmışlar. Ve ben bunların hiçbirini duymadım. Yeminle duymadım. Lan düşünün kapı/dolap sökülüyo tak tak tak uyanmıyorum ama bu bebe gelince uyanıyorum! Bu işte bişeyler var ama neyse)

8 Kasım 2013 Cuma

Ben böyle arkadaş istemem!




Ben 13 yaşımdan bu yana hikaye yazıyorum. Hani hakkımda sayfasında da dedim ya yatarım müzik dinleyerek hayal kurarım sonra da onları yazıya dökerim diye işte öyle yapıyorum. bu yazdığım hikayeleri 7. sınıftayken falan hep okulda okurdum. türkçe öğretmenim sağolsun beni çok desteklerdi yazmayı bırakmamalısın falan derdi. Arkadaşlarımda beğenirdi. Gerçektende yaşımdan çok daha büyük birinin kullandığı cümleleri yazıyorum. Hiç aşık olmadım aşk nedir ne değildir bilmiyorum ama aşkla ilgili yazdıklarım çok beğeniliyo. Nasıl yapıyorum bunu bende bilmiyorum ama cidden yazarlık benim doğamda var. yazarlık/gazetecilik benim en büyük tutkum.
ortaokuldayken yazdığım hikayeleri sınıfımda okurdum. kimi aşk ,kimi arkadaşlık ,kimi evlat ,kimi akraba ilişkili temalarım olurdu. hep aklıma ne gelirse ne eserse onu yazardım. sonu da çok değişik olurdu. adam tam evlenecek savaşa giderdi mesela. ya da bi hayatın geçmişinde çok derin yaralar olurdu taa 99 depreminden kalma.
ama 8. sınıftayken o türkçe öğretmenim gitti ve yeni bi öğretmen geldi. tamam o hocamı da çok seviyorum o da beni çok seviyor(hangi okulda olursam oluyum türkçe/edebiyat öğretmenlerinin hemen gözüne girerim. öyle ki bugün kültür&edebiyat klübünün başkanı bile seçildim. 10-11-12 ler dururken.) ama elbette diğer hocanın yerini tutmaz. işte bu yeni hoca gelince yazmayı bıraktım doğrusu. aslında aklımda şu anda bile bir  çok  hikaye var ama yazmıyorum. üşeniyorum. neden diye sorarsanız inanın bende bilmiyorum. eskiden ne güzel  hevesliydim. hala da öyle ama iş yazmaya gelince üşeniyorum. inşallah bu üşengeçlikten kurtulurum.

Arama

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...